<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-28691544</id><updated>2011-04-21T14:33:00.444-07:00</updated><title type='text'>Honeyed-Calender</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Honeyed-Calender</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05403298277654179702</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>6</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28691544.post-114885361600765483</id><published>2006-05-28T14:54:00.000-07:00</published><updated>2006-05-28T15:00:16.016-07:00</updated><title type='text'>Takvimden 29 Mayıs...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.fatihemlak.com/sultanfatih/image001.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.fatihemlak.com/sultanfatih/image001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; İstanbul, Asya ile Avrupa kıtaları arasında yer alan doğal güzellikleriyle ünlü bir kenttir. Tarihi M.Ö. yedinci yüzyıla kadar uzanır. Şehir, M.Ö. 657 yılında Megaralılar tarafından kurulmuştur. Devletin Byzas adlı komutanının adından dolayı şehre, Byzantion adı verilmişi. M.Ö. altıncı yüzyılda Perelerin eline geçen Byzantion için, Atinalılar ve Ispartalılar da savaşmış. M.Ö. dördüncü yüzyılda İskender tarafından fethedilen şehir M.Ö. üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından alınmış. M.Ö. 330 yılında İmparatorluğun başkenti olan Byzantion’a, bu kez de Konstantinapolis adı verilir. M.Ö. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Konstantinapolis, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olur.&lt;br /&gt;Stratejik önemi ve tabi güzellikleriyle herkesin dikkatini çeken şehir, Gotlar, Ostrogotlar ve Bulgarlar tarafından defalarca kuşatıldı, fakat alınamadı. Bu yoğun saldırılar üzerine, İmparator Anastasiyanus, Silivri’den başlayarak Karadeniz’e kadar uzayan surları yaptırdı. Buna karşın saldırılar devam etti. M.S. 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar tarafından da kuşatıldı. Fakat bu kuşatmalar da sonuçsuz kaldı.&lt;br /&gt;1203 yılında Haçlı orduları tarafından zapt edilerek 1261 yılına kadar Haçlıların elinde kaldı. Bu tarihten sonra tekrar Bizanslıların eline geçti.&lt;br /&gt;1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti, yavaş yavaş büyüyerek gelişti. Anadolu ve Rumeli’de genişlemeye devam etti. Anadolu ve Rumeli’deki topraklarımızın arasında kalan Bizans, mutlaka alınmalıydı. Bu amaçla şehir, Osmanlılar tarafından birkaç defa kuşatıldı. Ama alınamadı.1453 yılında, Padişah II. Mehmet, hocası Akşemsettin’in de teşvikiyle İstanbul’a yeni bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Önce, Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisan’nın karşısına Rumelihisan’nı yaptırdı. Edirne’de döktürdüğü balyemez adı verilen büyük toplarla savaşa hazırlandı.6 Nisan 1453 günü, Osmanlı ordusu Bizans surları önüne geldi. Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç’i zincirle kapatarak Osmanlı Ordusu’nun şehre denizden girmesini önledi. 11 Nisan günü kuşatma tamamlandı ve top ateşi başladı. Yirmi gün süren top ateşinden kesin bir sonuç alınamadı. Şehrin denizden de kuşatılması gerektiğini düşünen II. Mehmet, bir gece yetmiş parça gemiyi karadan yürüterek Haliç’e indirdi.&lt;br /&gt;Bizanslılar, sabahleyin Osmanlı Donanması’nı Haliç’te görünce büyük bir korkuya ve paniğe kapıldılar. Haliç’ten ve karadan yapılan top atışlarıyla surlarda gedikler açıldı. Bunun üzerine, 29 Mayıs günü bir genel saldırı düzenlenmesine karar verildi. Hocası Akşemsettin II. Mehmet’e cesaret veriyor; Hz. Peygamberin, "Konstantin elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne iyi komutan ve onun askerleri ne güzel askerlerdir" sözüyle müjdelenen komutanın kendisi olduğunu söylüyordu. Bu inançla 29 Mayıs günü son taarruz başladı. Çok kanlı ve zorlu bir savaştan sonra birçok şehit verildi. Bu şehitler arasında, Bizans surlarına Türk bayrağını diken Ulubatlı Hasan da vardı. Nihayet, Mayıs 1453 Salı günü, İstanbul fethedildi.&lt;br /&gt;İstanbul’un fethi, hem Türk tarihi için hem de dünya tarihi için önemli bir olaydır. Türk tarihi için önemi İstanbul’un fethiyle, Osmanlıların, Balkanlardaki ilerlemelerine engel olacak hiçbir gücün kalmamasıdır. Avrupa’da ilerleyişini sürdüren Osmanlı Devleti, büyük bir imparatorluk haline gelmiştir. Dünya tarihi bakımından ise, İstanbul’un fethi, Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın açılmasına sebep olmasındandır.İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinden 23 Nisan 1920 tarihine kadar Osmanlı Devleti ’nin başkenti olmuştur. Bu nedenle Türk ve Dünya tarihini etkileyen bu önemli fethi, her yılın 29 Mayıs günü, aynı coşku ve sevinçle kutluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(&lt;a href="http://www.memocal.com/bgvh/IstanbulunFethi.asp"&gt;http://www.memocal.com/bgvh/IstanbulunFethi.asp&lt;/a&gt;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28691544-114885361600765483?l=honeyedcalender.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/feeds/114885361600765483/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28691544&amp;postID=114885361600765483' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114885361600765483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114885361600765483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/2006/05/takvimden-29-mays.html' title='Takvimden 29 Mayıs...'/><author><name>Honeyed-Calender</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05403298277654179702</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28691544.post-114866992825635306</id><published>2006-05-26T11:58:00.000-07:00</published><updated>2006-05-26T11:58:48.260-07:00</updated><title type='text'>Takvimden 18 Subat...</title><content type='html'>Takvimde bugun; Buyuk hukumdar, şair, bilgin Orta çagı kapatıp Yenicagi baslatan, Hz.Muhammed (S.A.V) efendimizinde Hadisi Şeriflerinde mujdelediği cennet mekan Fatih Sultan Mehmet'in ikinci kez tahta ciktigi tarihtir... Fatih Sultan Mehmat Han; 29 Mart 1432 yilinda dunyaya gemistir. İlk olarak 13 yasinda Baabasi 2.Murat Han tarafından tahta cıkarilmis ancak durumdan istifade etnek isteyen bir Haclı ordusunun sehre girmesi uzerine tahti tekrar babasina devretmistir. 1451 yılında babasının vefatı uzerıne 20 yasinda tekrar tahta gecmistir.1100 yillık Roma İmparatorluguna son veren bir çagi kapatıp baska bir cagi baslatan Padisah olarak ismini tarihimize altin harflerle yazdirmistir. "Fatih Sultan Mehmet, İstanbul surlarını yıkacak büyüklükteki topların planını bizzat kendisi hazırlayarak, o zamana kadar yapılan toplardan çok daha büyük toplar döktürdü. Bunlardan Şâhî adı verilen bir tanesi çok büyük idi. Bu top 600-700 kilo ağırlığındaki granit gülleleri 1200 metreye kadar fırlatabiliyor ve patladığı zaman metrelerce mesafeden duyulabiliyordu.Bu korkunç topun ilk tecrübesinin yapılacağı sırada Fatih Edirne’de haberi olmayanların dilleri tutulmasın diye, hamile kadınlar çocuklarını düşürmesinler diye, daha evvelinde bütün şehre tellallar vasıtasıyla topun atılacağı saati ilan etmiştir. Bu muazzam top Edirne’den İstanbul’a elli çift manda ile iki ayda getirilebilmiş nakil esnasında yolların ve köprülerin tamiri işinde yüzlerce insan çalıştırılmıştı. Fatih, 1453 yılı 23 Mart’ta ordusuyla Edirne’den hareket etti. Kuşatma 6 Nisan’da başladı. 18 Nisan’da İstanbul adaları alındı. 22 Nisan gecesi Türk donanması karadan Haliç’e indirildi ve son olarak 29 Mayıs sabahı yapılan taarruzla, muhtelif devletler tarafından yirmi sekiz defa muhasara edilen İstanbul, Osmanlı topraklarına katılmış oldu. Savaş sonunda Fatih, beyaz atına binmiş, ordusunun önünde, yanında hocaları bulunduğu halde İstanbul’a ilk defa girerken, şehir halkı heyecanla Türk ordusunu karşılamaktadır. Ak sakalı ve ağır duruşuyla Akşemseddin’i padişah sanarak ellerindeki çiçek demetlerini ona vermeye çalışan şehir halkına göz ucuyla Fatih Sultan Mehmed’i göstererek ; ‘Sultan Mehmed odur, çiçekleri ona veriniz’ demek istiyordu. Fatih de Akşemseddin‘i göstererek ;’Gidiniz gene ona veriniz.. Sultan Mehmed benim ama o benim hocamdır’ dedi. Fatih, şehre girince doğruca Ayasofya’nın önüne gelir. Burada büyük rütbeli papazlar, keşişler ve halk padişahın atının ayaklarına ağlayarak kapanırlar. O zamanlarda bir hükümdar, bir şehri zapdettiği zaman yağma ederdi. Bizanslılar da bunu bekliyorlardı fakat büyük Türk Sultanı bu yerlerde sürünen Bizanslılara şu şahane sözleri söylemiştir: ‘Kalkınız ve müsterih olunuz. Ben Sultan Mehmed; hepinize söylüyorum ki, bu andan itibaren ne hürriyetleriniz, ne de hayatlarınız hakkında gazap-ı şahanemden korkmayınız. Kimsenin malı yağma edilmeyecektir. Kimseye zulüm yapılmayacaktır. Hiç kimse dini inanışlarından dolayı cezalandırılmayacaktır.’ Bu şahane müsamaha Rumları şaşırttı. Bu ne büyük kumandandı! Bu ne inanılmaz sözlerdi! Fatih Sultan Mehmed, dünyanın en büyük kilisesi ve bütün Avrupa’nın ayakta kalan en eski yapısı olan Ayasofya’yı camiye çevirdi. Fatih bu mabedin kıyamete kadar cami olarak kalmasını yazılı olarak vasiyet ve vakfeylemiştir. 1127 sene kilise, 481 sene de câmi olarak kullanılan Ayasofya, 1934'de müze haline getirildi.Fatih, Enez'i, Galata ve Kefe'yi Osmanlı topraklarına dahil etti. Limni, İmroz, Semendirek, Tasoz, Bozcaada ve Boğdan'ı aldı.Belgrad’ı muhasara ettiği zaman çarpışmaya bizzat katıldı. Alnından ve dizinden ciddi şekilde yaralandı. 1458'de Mora'yı kısmen, bir sene sonra da Sırbistan'ı tamamen aldı. 1461'de Amasra'yı ve İsfendiyar Oğulları Beyliğini Osmanlı topraklarına dahil etti. Trabzon Rum İmparatorluğunu ortadan kaldırdı. 1462'de Romariya, Yayçe ve Midilli'yi aldı. 1463 senesinde Papa'nın büyük gayretleri ile toplanan ve savaşa katılan herkesin altı aylık günahının affolunacağı ilân edilen 20 devletin katıldığı bir haçlı ittifakı ile 16 sene savaştı. 1463'de Bosna'yı fethetti ve Hersek'i de tabiiyeti altına aldı . 1466'da Konya ve Karaman’ı aldı. Arnavutluğu tamamen Osmanlı topraklarına kattı. 1470'de Agriboz'u aldı.Uzun Hasan'ı Otlukbeli savaşında kesinlikle yendi. Zafer şükranesi olarak kırkbin esiri salıvererek, hürriyetlerine kavuşturdu. 1476'da Boğdan'ı Osmanlı topraklarına kattı. Otuz sene içinde tam yirmibeş seferi bizzat kendisi idare etti. 900.000 bin kilometrekare olan topraklarını 2.214.000 kilometrekareye çıkardı.Fatih Sultan Mehmed, Venedikliler tarafından tertiplenen tam ondört suikastten kurtuldu. Son suikastten ise kurtulamadı. Venedikliler, bu büyük hükümdarı, aslen bir yahudi olan Maestro Jacopo isimli bir doktor vasıtasıyla zehirleterek öldürmeye muvaffak oldular. Tarihçi Babinger'e göre bu suikastçi doktor, Yakup Pasa unvanı ile sarayın doktorları arasında bulunuyordu. 1481 Mayıs’ının üçüncü günü yine bir sefere çıkmışken, Gebze'de ordugâhında Perşembe günü vefat etti. Papa, Büyük Hakan’ın ölümünde tam üç gün üç gece bütün kiliselerin çanlarını çaldırtarak sevinç ayinleri yaptırdı. Fatih 49 sene bir ay beş gün yaşadı. İki imparatorluk, dört krallık ve onbir prenslik yıkan büyük hükümdarın cenaze namazı Fatih Camiinde Şeyh Muslihiddin Mustafa Vefa Efendi Hazretleri kıldırdı. Türbesi Fatih Camii yanındadır. (Allah rahmet eylesin.) "(http://www.fatihemlak.com/sultanfatih.htm) Şefaaterine Nail olabilmek duasi ile... Bir Hadis:"Letuftehane'l Kostantiniyyetû feleni'mel-emîru emîruhâ ve leni'mel-ceyşa zâlik'ûl ceyş.." ("İstanbul elbet fetholunacaktır.. O komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir.." ) 18 Şubat 2006 Merhabalar:) bugun yaptigim en hayırlı is Fatih Sultan Mehmet Han ile ilgili yaptigim arastimalar oldu acikcasi...tekrar okadar keyifle okudumki tarif etmem mumkun diil...tarihimizi bilmek, ogrenmek, nerelerden nerelere geldigimizi gormek, kayıplarımızı kazanclarımızı dusunmek, nekadar buyuk degerlere sahip olmus oldugumuzu birkez daha idrak emek cok anlamlı oldu benim icin...sanirim akıl ve ruhun bulusmasinin en guzel ete kemige burunmus hali Fatih Sultan Mehmet Han...7 dil bilmesi, Istanbulu fethindeki olaganustu kabiliyeti, devlet idaresi,mantik ilimleri konusundaki ihtisasi ve daha sayılabılecek pek cok ozelligi ile "aklını", yine Istanbulu fethetme dusuncesinin ilham kaynagi, siirleri,edebiyata sanata verdigi degerleri, donemin alimlerine ve bilhassa kendi hocası olan AkŞemsettine olan sonsuz saygi ve mutevaziligi ve yine saymaya dahi aklimizin ruhumuzun yetesiz kaldigi pek cok ozelligi ile manevi dunyasinin guclulugunu ortaya koyan, dunyada ve ahirette secilmis bir kul...insan dusundukce tuyleri diken diken oluyor gercekten... Allah şefaatlerine nail eylesin... sevgi ve muhabbetle&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28691544-114866992825635306?l=honeyedcalender.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/feeds/114866992825635306/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28691544&amp;postID=114866992825635306' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114866992825635306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114866992825635306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/2006/05/takvimden-18-subat.html' title='Takvimden 18 Subat...'/><author><name>Honeyed-Calender</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05403298277654179702</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28691544.post-114866989157506004</id><published>2006-05-26T11:56:00.000-07:00</published><updated>2006-05-26T11:58:11.580-07:00</updated><title type='text'>Takvimden 17 Subat...</title><content type='html'>Tarihte 17 şubat Kafkas Kartalı Şeyh Şamilin vefatı&lt;br /&gt;"İmam Şamil 1797 yılında Dağıstan’ın Gimri köyünde dünyaya geldi. Babası bölgenin yerli halklarından Avar Türklerine mensup Dengau Muhammed’dir. 15 yaşında iken at binerek kılıç kuşandı. 20 yaşına geldiğinde iki metreyi aşan boyu ile atlama, ateş etme, güreş, koşu, kılıç gibi spor dallarında üstün yetenek sahibi olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenimine bilgin Said Harekani’nin yanında başladı. Daha sonra kayınpederi olan Nakşibendi Şeyhi Cemaleddin Gazi Kumuki’nin öğrencisi oldu. Kendinden önce İmamet makamında bulunan Gazi Muhammed ve Hamzat Beg’in müşavirliğini yaptı. Son derece sade ve kanaatkar bir hayatı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam Şamil, muhtelif zamanlarda beş defa evlenmiş ve bu izdivaçların bazıları dini ve siyasi sebeplerle olmuştu. Şamil’in Fatimat, Cevheret, Zahidet, Emine ve Şovanat ismindeki zevcelerinden Ahmed Cemaleddin, Muhammed Gazi, Muhammed Said, Muhammed Şefi, Cemaleddin ve Muhammed Kamil isimli altı oğlu ile Fatimat, Nafisat, Necabat, Bahu-Mesedu ve Safiyat isimli beş kızı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şamil, İmam yani devlet başkanı seçildikten sonra ilk iş olarak iç işlerini ele aldı. Ruslara karşı daha etkili savaşmak için lüzumlu idari ve askeri teşkilatları yeni esaslara göre tanzim etti. Bir taraftan askeri tedbirler alıp düşmana karşı savunma savaşları verirken, diğer taraftan da muntazam adli ve idari sivil bir devlet mekanizması geliştirmiş, medreselerde eğitime önem verdirmiş, fikir ve sanat alanında da büyük adımlar atılmasını sağlamıştır. Döneminde tophaneler, baruthaneler, silahhaneler yapılmış, muntazam birlikler halinde askeri teşkilat kurulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlü hitabeti, kararlı tutumu ve askeri dehasıyla büyük başarılar kazanmış, ünü kısa zamanda yayılarak, otoritesi Dağıstan civarında yaşayan geniş topluluklar tarafından kabul edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam Şamil, idare sistemini yeniden düzenlerken, ülkeyi naiplik ve vilayetlere ayırarak bunların başına hem askeri hem de sivil yetkilerle donatılmış naipleri getirdi. Üç veya dört naiplik bir vilayet idi. Vilayetlerin başındaki naibin rütbesi daha yüksekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, her biri birer savaş kahramanı olan bu yüksek rütbeli naiplerden Ahverdil Muhammed, Kabet Muhammed, Şuayıb Molla, Taşof Hacı, Danyal Sultan, Nur Muhammed, Hitinav Musa, Sadullah, Duba Hacı, Hacı Murat ve Şamil’in büyük oğlu Muhammed Gazi, gazavat’ın adı anılması gereken başlıca kahramanları oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şamil imam seçildiği 1834 yılından 1859 yılına kadar Rusya’nın büyüklüğü ve kudretine rağmen yılmadan mücadeleyi sürdürdü. Kendinden önceki iki imamın döneminde de fiilen 10 yıl savaşlara iştirak ettiğinden durup dinlenmeden cihad ettiği süre tam 35 yılı bulmuştur. Bu süre zarfında Rus kuvvetlerine büyük zayiatlar vermiş ancak kısıtlı sayıdaki asker sayısı da günden güne erimiştir. 1839’da Ahulgo Tepesinde 3.000 mürid ile General Grabbe komutasındaki 10.000’i aşkın üstün donanımlı Rus ordusunun kuşatmasına 80 gün süreyle direnişi harp tarihine geçmiştir. Şamil bu savaşta eşi Cevheret’i, oğlu Said’i ve kızkardeşi Mesedo’yu kaybetmiş, 8 yaşındaki oğlu Cemaleddin’i Ruslara rehin vermek zorunda kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dehşet verici savaşlarda sadece insan kaybı olmadı. Ruslar, ancak aylar süren savaşlar sonunda işgal edebildikleri bölgelerde, ağaçları, ormanları yakıp, bir tek canlı yaratık bırakmadan ilerlerdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşlara iştirak eden Rus komutanlarından Milyutin, 80 gün devam eden Ahulgo savaşı hakkında hatıratında şu satırlara yer verir; "Artık muharebenin sevk ve idaresi kumandanların elinden büsbütün çıkmıştı. Hiddetlerinden köpürmüş, adeta çıldırmış bir hale gelen dağlılar, ulu orta askerlerimizin üzerine saldırıyor, süngü ucunda can verinceye kadar dövüşüyorlardı. Kadınlar bile kendilerini kudurmuş gibi müdafaa ettiler ve silahsız oldukları halde sıra sıra süngülerimizin üzerine atıldılar. Lakin muvaffakiyet için her türlü fedakarlığı göze almış olan Rus kumandanlığı inatla taarruzlara devam etti. Teslim olmayı katiyyen reddeden dağlılar, hiçbir ümitleri kalmadığı halde kahramanca dövüştüler. Kadınlar, çocuklar ellerindeki kamalarla Ruslara hücum ediyor, süngülerin önünde göz kırpmadan can veriyorlardı. Bazıları ise kendilerini ve çocuklarını korkunç uçurumlara atıyorlardı. Yaralılar bile inanılmaz şekilde dövüşüyordu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dost ülkelerden hiçbir yardım göremeyen İmam Şamil’in, nihayet elindeki bütün kuvvet kaynakları tükenir ve 1859’un 6 Eylül’ünde Gunip’te Prens Baryatinsky komutasındaki 70.000 kişilik Rus ordusuna, yanında birkaç yüz kişi kalıncaya kadar direndikten sonra teslim olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam Şamil, aile efradı ve 40 kadar adamı Petersburg’a Çar’ın sarayına götürülür. Rus Çarı II.Aleksandr tarafından sarayın kapısında hayrete düşülecek derecede nazik karşılanır. Çar, babası 1.Nikola’ya ve ihtişamlı ordularına tam otuzbeş yıl Kafkasya’yı zindan eden, zamanının bu en büyük kahramanını karşısında görür görmez, yüzünden ve sakalından hayranlıkla öpmekten kendini alıkoyamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam Şamil bir ay kadar sarayda misafir edildikten sonra, saygın tutsak olarak esaret yıllarını geçireceği Kaluga’ya gönderilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Şamil ve ailesine esaret çok ağır gelir. İki yıl içinde Şamil’in simsiyah saçları beyazlar. Büyük kızı Nafisat ile gelini Muhammed Gazi’nin karısı Kerimet üzüntüden vereme yakalanarak ölürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan ancak on yıl geçtikten sonra Çar, onun Hac’ca gitmesine izin verir. Ancak bir tedbir olarak oğlu Muhammed Şefi’yi alıkoyar ve Hacc’ı ifa ettikten sonra derhal Rusya’ya dönmesini şart koşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şamil, 1870 yılında maiyetindeki adamları ile birlikte Rusya’dan ayrılarak önce İstanbul’a uğrar. Sultan Abdülaziz tarafından karşılanarak sarayda ağırlanır. Şamil’in İstanbul’a uğradığı haberi duyulduğunda şehirde yer yerinden oynamış, halk bu büyük kahramanı görebilmek için saray kapılarına akın etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şamil, aşkına düştüğü son menzile bir an evvel varmak için Sultan’ın kendisine tahsis ettiği gemi ile yola koyulur. Cidde limanında Mekke Emiri, şehrin ileri gelenleri ve mahşeri bir kalabalık tarafından törenlerle karşılanarak Mekke’de Şürefa dairesinde misafir edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hac sırasında orada bulunduğunu duyan, dünyanın dört bir yanından gelmiş yaklaşık yüzbin müslümanın onu görmek için yarattığı izdiham sonucu, hükümet makamları İmam Şamil’i Kabe’nin üstüne çıkarmak suretiyle bu hayran kalabalığın arzusunu tatmin edebildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şamil, hac farizasını yerine getirdikten sonra Medine’ye geçer. Medine günlerinde son derece takatten düşer, çektiği büyük ızdırap artık tahammül edilmez bir hal alır ve hastalanarak yatağa düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün hayatını ülkesinin milli bağımsızlığına adayan, askeri dehasını bütün dünyaya ve bizzat ebedi düşmanı Rus yüksek makamlarına dahi kabul ettiren, adını dünya tarihine "gelmiş geçmiş en büyük gerilla lideri" olarak yazdıran İmam Şamil 4 Şubat 1871’de 74 yaşında iken hayata gözlerini yumar. "(http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=1293"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Hadis: "Kim İslâm'dan başka bir din adına bilerek yalan yere yemin ederse, o kişi dediği gibi (yalancının biri)dir. Kim, ne ile intihar ederse, kıyamet günü onunla azâb olunur. Sahip olmadığı bir şeyi adayanın adağı geçersizdir. Mü'mine lânet etmek, onu öldürmek gibidir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Şubat 2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birkac gundur gunlugume birseyler yazamiyorum maalesef cunku babam rahatsizlandi. dizlerinden uzun zamandir sikayetciydi ama doktora gitmeyi pek sevmiyor ve hastalıgın uzzerıne gıtme fıkrını savunuyordu...taki iki gun once is yerinden camiye gidip namaz sirasinda bacagının kilitlenip kalmasina kadar...arkadaslari saolsunlar masaj yaparak yuruyebilir durmua getitmisler...eve geldiginde arabadan indiginde ayni kilitlenmeyi tekrar yasadı.iki kisi eve zor getirebildik.tabi aksam doktor tanidiklarla iritbata gecildi...ertesi gun hastaneye gittik ortopedist durmun ciddi oldugunu amelıyatın kacınılmaz oldugunu ancak iyi bakılarak durumun 5 -6 sene idare edilebilecegini soylemis...simdi ilaclarini kullanicak ve surekli takipte tutulacak...&lt;br /&gt;bukadar telasin icersine biseyler yazicak pek vakıtte olmadi acıkcasi:)bugun Altunizade Kultur Merkezinde Niyazi Mısri İlahileri gecesine katildik.uzun zamandir bu tur bi keyif yasamamsitim diyebilirim Ahmet Sahin Beyin de iki eser icra ettigi, Hafızlar grubununda diger ilahileri soyledigi programın tadı damagımızda kaldi...aslında ıstense kendimizi gelistirmek ruhumuzu dinlendirmek icin cok guzel organizasyonlar duzenleniyor...en onemliside bugun katıldıgımız programın ucretsız halka acık olmasıydı...fırsatları kacırmalım...bir tanidigimizin bir sozu var diyorki"insanlar bos programları seyrederek beyınlerını sulandırıyorlar ve bir sure sonra beyınleri burunlarından akıp gidiyor:)"&lt;br /&gt;sevgi ve muhabbetle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28691544-114866989157506004?l=honeyedcalender.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/feeds/114866989157506004/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28691544&amp;postID=114866989157506004' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114866989157506004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114866989157506004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/2006/05/takvimden-17-subat.html' title='Takvimden 17 Subat...'/><author><name>Honeyed-Calender</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05403298277654179702</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28691544.post-114866975607272597</id><published>2006-05-26T11:55:00.000-07:00</published><updated>2006-05-26T11:55:56.073-07:00</updated><title type='text'>Takvimden 14 Subat...</title><content type='html'>14 Subat 2006 Lapa lapa kara devam:)kım demıs kuresel isinma var diye :)buralar donuyor:)dun gece her taraf katır kutur buz tutmus vazıyetteydı arabayıda ıte kaka cıkarabılmısler ...bazen nerde yasıyorum* dıye kendı kendıme soruyorum:)aksama dogru artan karla beraber eriyen karlarin yerini yenisi almis oldu...bızde bı yandan calısıp acaba Persembe nolur?ders iptal olurmu diye dusunmeye basladık kendı kendımıze...ama artik tembellıkten vazgecıp ozumuze donup calıskan ogrencı modumuza gecmıs bulunuyoruz...uzuunca bır sureyı harıl harıl calısarak gecırdık...sorulan soruları tıkır tıkır cevaplayabılıyoruz artık...bıde su yazı isini cozebilsek...o konudada hocamızın sozunu dınleyıp her gun duzenlı olarak (sabah oglen aksam olmak sureti ile) verılen kelimelerimizi 20 ser kere yazmaya karar verdik...en iyi ogrenme metodu sanırım bu...ozellıklede yazlıslarını ezberleyebılmek ıcın... bugun ıcın yaptıgım cokda ekstra bı durum olmadı oyuzden anlatabılıceklerım bu kadar:) sevgi ve muhabbetle kalın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28691544-114866975607272597?l=honeyedcalender.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/feeds/114866975607272597/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28691544&amp;postID=114866975607272597' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114866975607272597'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114866975607272597'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/2006/05/takvimden-14-subat.html' title='Takvimden 14 Subat...'/><author><name>Honeyed-Calender</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05403298277654179702</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28691544.post-114866967082187249</id><published>2006-05-26T11:53:00.000-07:00</published><updated>2006-05-26T11:54:30.823-07:00</updated><title type='text'>Takvimden 13 Subat...</title><content type='html'>tarihte bugun Erzincanin dusman isgalinden kurtulusu...webde yapmis oldugum arastırmalar sonucundada asagıdaki bilgilere ulastim "1895 yıllında, Doğu Anadolu'da bulunan ayrılıkçı Ermeniler, zaman zaman huzursuzluk çıkarmaktaydılar. 1907 yılında îngiltere ile yaptıklan bir anlaşmaya dayanan Ruslar ve ayrılıkçı Ermeniler, bölgeyi kendi nüfus alanları olarak sayıyorlardı. Ağustos 1914 yılında bir oldu bittiyle I.Dünya Savaşı'na giren Osmanlı împaratorluğu'nun doğu cephesinde Rus ordulan karşısında geri çekilen Osmanlı birlikleri, Şubat 1916'da Erzurum'u terketmiş, bütün çabalarına rağmen Erzincan ve çevresini savunamamışlar, Temmuz ayına kadar Sadak dağları çevresinden Çardaklı boğazma kadar çekilmişlerdi. Erzincan, 11 Temmuz 1916 tarihinde Ruslar tarafından işgal edilmiş ve yağmalanmıştı. Ruslar'ın yanısıra, bölgede bağımsız bir devlet kurmayı amaçlayan aynlıkçı Ermeniler'de bunu bir fırsat bilerek, işgal edilen yerlerde silahlı birlikler oluşturdular. Türkler'e yapılan çeşitli zulüm ve baskılar karşısında örgütlenme ve direnme zorunluluğu ortaya çıktı. Bu amaçla Cemiyet-i îslamiye adı altında bir örgüt kuruldu. Faaliyetlerini Gerek gerek Camii'nden yürüten örgüt, halkın ihtiyaçlarını karşılamakta, sorunlarına çözüm aramaktaydı. Kent 7 bölgeye aynlmış, her bölgenin başına baş muhtar atanmıştı. Baş muhtarlar alınan önlemleri halka duyuruyor, görev dağıtımı yapıyorlardı. Ancak, Ruslartn müdahalesi ile bu örgüt kentte uzun süre barınamadı. Kent dışından faaliyetlerini sürdüren örgütü temsil etmek üzere, Cafer Bey ve Mazhar Bey görevlendirildiyse de onlar da kısa süre sonra Erzincan'dan ayrılmak zorunda kaldılar. Son olarak gönderilen Abdulmabut Bey, daha dikkatli bir tutumla bölgede daha uzun faaliyet göstererek Ruslar'ın tasarladığı pek çok keyifli uygulamanın da önüne geçti. Rusya'da Çarlık yönetiminin sarsılmaya başlaması ve ihtilal hareketinin etkileriyle, savaştan usanan Rus askeri işgal kuvvetlerinde disiplin bozulmuş ve çözülme başlamıştı. Yeni Sovyet Hükümeti ile Brest-Litovsk'da yapılan ateşkes antlaşması ile Ruslar bölgeden çekileceklerdi. Nihayet, 18 Aralık 1917'de yapılan Erzincan mütarekesi ile 11 Ocak 1918'de Rus askerleri bölgeden çekilmişler, ancak silahlı Ermeni çeteleri eylem ve direnişlerini sürdürerek birçok kanlı olaylara neden olmuşlardır. Bu arada Türk milis kuvvetleri harekete geçti ve Kazım Karabekir Paşa'nın komutasındaki askeri birlikler de bölgeye yönelik harekatları başlattılar. Kafkas cephesi karargahının emriyle Türk kuvvetleri, güneyde Munzur geçitlerinden, güneybatı Kemah boğazı ve batıda Çardak yönünden 12 Şubat günü üçlü genel harekata girişerek 13 Şubat 1918'de Erzincan'ı Ermeni guclerinin isgalinde kurtardılar" "http://mimoza.marmara.edu.tr/~avni/ERZiNCAN/tdunyasavasivesonrasi.htm" Bir Hadis: "Her duyduğunu nakletmesi kişiye yalan olarak yeter. " 13 subat 2006 yıne karlar buzlar altındayiz:) bir bucuk aydır taıl olan kursumuz sonunda bugun baslayabıldı...iki hafta tatil yapar derslere baslarız dememıze ragmen iki haftanın bıtımındekı her pazartesi kar yagdıgı ıcın bloke olmustu...nedense bu yagısların basladıgı her gun ilkokul cocukları gıbı sen oluyorduk:)bunda kurs baslar baslamaz sınav olucak olmamızın da etkısı hıcde yadsınamazdı dogrusu:)sabah heryerı karlı buzlu gorunce bıyık altından ınceden bır sırıtmayla beraber "tuh hay Allah bugunde kurs yok heralde" derken bir ablamız aradı ve "Esracım bugun kurs baslıyormus" dıyınce o ınceden sırıtma ınceden bır endıseye donusuverdı:)tembel ogrencıler olmaya alısmısız bızde annemle:)pusmus vazıyette derse 5 10 dk da gec kalarak girdigimizde bı anda harıka bı haberle cocuklar gıbı sen olduk:)sınav ıptal olmustu...hocamız son derece anlayıslı davranıp bukadar tatıl sonrası konsantrasyonunuz dagılmıstır dıyıp sınavı ertelemeye karar vermıs:)artık calısmamız gereken yenı kelımeler ve eskı bır sınavmız var...okadar cok ozlemısımkı farklı bıseyler ogrenmeyı...tadı damagımda kaldı son arapca dersımınde...:) bugunluk benden bukadar:)sevgi ve muhabbetle:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28691544-114866967082187249?l=honeyedcalender.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/feeds/114866967082187249/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28691544&amp;postID=114866967082187249' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114866967082187249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114866967082187249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/2006/05/takvimden-13-subat.html' title='Takvimden 13 Subat...'/><author><name>Honeyed-Calender</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05403298277654179702</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28691544.post-114866944461678610</id><published>2006-05-26T11:48:00.000-07:00</published><updated>2006-05-26T14:01:29.496-07:00</updated><title type='text'>Takvimden 12 Şubat</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.mehmetbasbug.com.tr/ku9.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.mehmetbasbug.com.tr/ku9.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugun Fransiz isgalindeki Marasin dusman isgalinden kurtulusu yildonumu...30 Ekim 1919 da Fransiz askerlerinin kadinlara saldırdıgını goren Sutcu İmam birkac askeri vurmus bir kismida kacmayi basarmisti...bu olay sonrasinda Maras mucadele icin daha fazla caba sarfetmeye baslamıs ve nihayet 12 subatta dusmanı sehirden cıkarmayı basarmıslardı... bugun aynı zamanda MAHMUT SAMİ RAMAZANOĞLU hocaefendinin vefat yildonumu...kendisi 1892 yilinda Adanada dunyaya geldi, hukuk fakultesinin birincilikle bitirmesinin ardindan tasavvuf yoluna gecti, bu yokdaki calısmalarindan sonra 1975 yilinda Medineye yerlesti,12 subat 1984 yilinda vefat etti... Bir Hadis;"Büyük kardeşin, küçük kardeşler üzerine hakkı, babanın çocuğu üzerine olan hakkı gibidir. " 12 subat 2006 Pazar bugun ogleden sonra itibari ile yine yogun bir yagısına maruz kalmıs bulunuyoruz...camlıcadan cıktıgımızda lapa lapa yagan kar kopruye geldımızde sıddetını daha da arttirarak sisle birlikte gorus mesafesini oldukca dusurdu fakat avrupa yakasına gectıgımızde birde baktık kardan eser yok:) yagmur camur derken isilerimizi halletik ve geri donduk iki yaka arasindaki farkı anlatmak mumkun diil:) daha dogrusu iki yaka da turan insanlarin birbirini anlamasi mumkun diil...bir taraf soguk ıslak normal bir kıs gununu yasarken diger taraf adeta kıs sporlarının yapıldıgı bolgelere benzıyordu:) bizde bu kar kacmaz diyip İstanbul Buyuksehir Belediyesinin islettigi kucukcamlıca kosklerıne gıtmeye karar verdık...korunun ıcınde yaptıgımız yuruyusun ve kosklerde yedıgım pastanın tadı hala damagımda dogrusu:)fotograflarda cektım en kısa zamanda buraya eklemeyı planlıyorum. bugunluk raporum simdilik bukadar... sevgi ve muhabbetle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28691544-114866944461678610?l=honeyedcalender.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/feeds/114866944461678610/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28691544&amp;postID=114866944461678610' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114866944461678610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28691544/posts/default/114866944461678610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://honeyedcalender.blogspot.com/2006/05/takvimden-12-ubat.html' title='Takvimden 12 Şubat'/><author><name>Honeyed-Calender</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05403298277654179702</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
